Bak sen vizöre!
Bir şeye düşkünlüğün boyutu korkutucu olsa da çoğu zaman da güzel şeylere yol açabiliyor. Son zamanlarda Hasselblad’la çok ilgili olmamın bana sağladığı yararlardan biri de kamera yetersizliğinden dolayi deneyemediğim ve artik neredeyse unuttuğum ‘vizörden bir başka kamera yardımıyla görüntü yakalama işlemini’ yeniden gündeme getirmesiydi.
Daha çok otomatik odak ayarı olan(Argus 75 veya Kodak duaflex) kameralarda tercih edilen ttv fotograflarını Hasselblad’la yapabileceğimi görmüş olmak bu yazıyı yazma sebebim oldu açıkcası.
1.kameranızın (Kodak Duaflex veya Argus 75 gibi) vizöründen, makro merceği olan 2. kamerayla(dijital kamera veya makro özelliği olan herhangi bir kamera)çektiğiniz fotoğraflarla şöyle sonuçlar elde ediyorsunuz.
Vizörün ışık almasını engellemek için merceğin girebileceği uzunlukta siyah bir kutu kullanabilirsiniz.
Fotoğraflar kendileri izlemekten keyif aldığım fotoğrafçılar Alicia Bock and Irene‘ ye aittir.
Şapkalı Kadın
Standında gazete, kitap satan kadın. Fotoğrafının çekilmesinden biraz tedirgindi açıkcası. Kimin için çektiğimi, nereli olduğumu sordu. Fotoğraf banyosu yapıldıktan sonra taranmıştır, başka da bir işlem yapılmamıştır.
1 Mayıs 2010, Şikago
Evde Film Banyosu Yapmak İçin Gerekli Malzemeler
Evde film banyosu yapmak için gerekli malzemeler şöyle sıralanabilir:
- Karanlık torba
- Film tankı
- Film makarası
- Açacak
- Makas
- Mandal
Evde fılm banyosu yapmak için aslında illaki karanlık odaya ihtiyacınız yok. Filminizi tanka koyasıya kadar olan süre için tamamen karanlık bir ortama ihtiyacınız var, bu doğru; ama bu ortamı bir torbayla sağlamanız mümkün. “Changing bag” adı altında satılan bu torbalar siyah bir kumaştan oluşur ve kollarınızı içine sokabileceğiniz iki tane delikleri vardır. Torbanın içine soktuğunuz filminizi, açacağınızı yardımıyla açıp, spirale sarıp, tankınıza koyabilirsiniz. Zaten filmi tanka koyduktan ve ağzını iyice kapattıktan sonra bir sorun kalmıyor.
http://www.bhphotovideo.com/c/product/552294-REG/Bower_DB301_Changing_Bag_16.html
http://www.adorama.com/searchsite/default.aspx?searchinfo=changing%20bag
Film tankı ve makarası şunlara benzer şeyler:
http://www.adorama.com/PAT135.html
http://www.adorama.com/DKTPU.html
Açacak ise şöyle bişiy olabilir:
http://i.ehow.com/images/ehows/steps/devfilm4_L.jpg
ama olmayabilir de, kimilerinin bir çakmak yardımıyla ya da bildiğiniz gazoz kapağı açacağıyla filmi kartuşundan çıkartabildiğini duymuştum. Siz de pek tabi bu aletleri deneyebilirsiniz.
Film banyosundan sonra filmleri kurutmak için asmak, asmak için de mandal gerekebilir. Bunun için özel mandallar olmasına karşın siz sıradan bir çamaşır mandalını kullanabilirsiniz.
Vivian Maier
Uzun süredir ilgi alanımda olan sokak fotoğrafçılığı ve Hasselblad 500C/M hakkında okurken tanıştığım Vivian Maier’i ulaşabildiğim herkesle paylaşmak istedim. Fotoğrafçımız öldükten sonra değeri anlaşılan! biri.
Müzayedelerin belki de en güzellerinden birisi. 2008 yılında Şikago’daki bir müzayede salonu koleksiyonuna 1930 ve 1990 arasında 1000’in üzerinde siyah beyaz negatif filmin (Kodak tri x120) olduğu bir kutuyu da ekler. Fotoğrafçılar ve fotoğrafı seven kişiler dışında kimsenin ilgisini çekmeyecek bir bölüm. O zamanlar fotoğrafa ilgisi yeni başlamış John Maloof katıldığı bu müzayedede içinde basılmamış siyah beyaz 120 film bulunan bu kutuya sahıp olduktan sonra filmleri işleme aldığında çıkan ürünlerin çok özel olduğunu farkeder. Bir kaç ay sonra yine filmlerle uğraşırken çıkan filmlerin arasında fotoğrafçının adının yazılı olduğu zarfı bulur. Müzayede salonuyla irtibata geçtiğinde fotoğrafçı hakkında hasta olduğu ve filmlerin basılmasının onu rahatsız edebileceği bilgisi dışında hiçbirşey elde edemez. Zarfın verildiği -19. yy sonlarında kurulmuş olan- Şikago’daki ‘Central Camera Company‘ adlı fotoğrafçı dükkanına gider. Mağazada çalışanlar zarfın üzerinde adı yazılı fotoğrafçıyı , Vivian’ı hemen hatırlarlar. Rolleiflex ve 35mm makineler kullandığını kendinden emin, ağzı sıkı, gerekli olmadıkça konuşmayan, ne istediğini bilen bir kadın olduğunu da eklerler.
Çıkan fotoğraflarla birlikte fotoğrafçıya duyduğu hayranlık Vivian Maier’i bulmasını daha çok teşvik eder. Vivian Maier ismini Google’da arattığındaysa ‘Chicago Tribune’de ölüm ilanıyla karşılaşır. İnternette araştırmasından sadece 3 gün önce Vivian vefat etmiştir.
Vivian hakkında daha fazla bilgi edinebileceği kişilere ulaşmak için tekrar tekar dener. İlanın yayınlandığı yere defalarca mesaj bırakır. Geri dönen olmaz. Sonunda Vivian’ın bir zamanlar bakıcılık yaptığı çocuklara ulaşır.
Çocukların verdiği bilgilere gore;
Vivian Fransa doğumlu olup çocukken Amerika’ya gelmiş önce bir şeker dükkanında çalıştıktan sonra bakıcılık yapmaya başlar. İngilizceyi çalıştığı işlerden ziyade gittiği tiyatro gösterileriyle ögrenmiş, anti-katolik ve güçlü bir feminist. Kimseye göstermediği fotoğraflar çeker, sürekli fotoğraf makinası boynunda dolaşırmış. Fotoğrafın yanı sıra sinema eleştirisi konusunda da yetenekli olup kendini daha çok bu şekilde tanıtan Vivian’in en tipik özelliği taktığı büyük şapkalar, erkek ceketleri ve erkek ayakkabılarıymış.
Bu işe gönül vermiş Maloof ise Fransız fotoğrafçının çalışmalarını biraraya getirebilmek için bir proje yürütüyor. Maloof Vivian Maier’in fotoğraflarını şurada sergilemektedir;
http://vivianmaier.blogspot.com/
Bu proje yaşamının neredeyse hepsini (60 yıl) Şikago sokaklarını ve insanlarını fotoğraf makinesiyle betimlemeye çalışmış birisi hakkında olduğu için çok anlamlı ve bundan dolayı sanata, kültüre ve fotoğrafa büyük sabır ve sevgi göstermiş bir kadına armağan olacak.
Ve sizin de kolaylıkla internette bulabileceğiniz Vivian ın binlerce fotoğrafına bakarken aklımdan hep aynı düşünce geçecek: Aramızda kaç Vivian var?
Blues Bus
Uzun süreden sonra photoshop’u açtım ve aşağıdaki fotoğrafı photoshop action’ları kullanarak değiştirdim. İşte ortaya çıkan yeni fotoğraf:
Maxvell Street Market bir zamanlar Şikago’nun hatta belki Amerika’nin en büyük açık hava pazarıymıs. Satıcıların ürünlerini güzel fiyatlara satabilmek, alıcıların ise makul fiyata ihtiyaçlarını karşılamak için geldikleri bu pazarın müdavimleri coğunlukla göçmenler olmuş: Doğu Avrupa’dan gelen Yahudiler, Afrika’dan gelen zenciler ve Meksikalılar.
Blues Bus 1982 – 1994 arası Maxvell Street’te özellikle blues albümlerinin satıldığı; camlarında, kaportasında şarkıcıların resimlerinin bulunduğu bir nevi açık hava müzik dükkanı olarak hareket edermiş.
Şikago Blues Festivali kapsamında Maxvell Street fotoğraflarıyla bu otobüsü de sergilemisler, iyi de etmişlerdi.
Pink Martini Konseri
Şikago’da son günlerde hava gerçekten bir enteresandı. Bazen çok sıcak ve nemli olan hava yerini biraz sonra yağmura, gökgürültüsüne ve şimseğe bırakıyordu. Hava tahminleri bu kadar değişkenliği takip etmede başarısız oluyordu malesef. Biz de buna güvenerek daha doğrusu hava durumuna güvenmeyerek
Pink Martini Konseri’ne gitme planlarımızı hiç bozmadık. Şemsiyelerimizi, yağmurluklarımızı, böreklerimizi, yaygımızı alıp konser alanına gittik (Bu börekli, yaygılı konser fikrini yadırgayanlar için söyle bir not düşeyim: Yaz boyunca Şikago – Millenium Park’ta çeşitli konserler oluyor ve bu konserleri ister ön sıralarda koltuklara oturarak izleyebiliyorsunuz, isterseniz de arka tarafta çimlerin üzerine yayıla yayıla, dilerseniz yanınızda getirdiğiniz yiyecek/içecek eşliğinde dinleyebiliyorsunuz). Ben güzel bir yer kapabilmek için bir saat önce oradaydım. “Yok yok, yağmaz” dediğim yağmur yerime oturur oturmaz başladı. Birazdan geçer diye bekledim bekledim olmadı, şimşekler çakmaya başladı tepemde. Ben böyle bir elimde şemsiye, bir elimle çantalara sahip çıkmaya çalışırken gökyüzü neredeyse ikiye ayrılacaktı. Derken yağmura karşı hala şemsiyeleriyle oturup bekleyen ben Deniz ve diğer seyircileri yerlerinden bir anons kaldırdı: “Lütfen tuvaletlerin bulunduğu kapalı alana geçiniz”.
Geçtik kapalı alana, sığınak gibi bir yer olan bu alanda telefonlar calışmıyor, içerideki hava da gitgide sıcaklaşıyordu. Eşyalarımı bir kenara bırakıp yolda olan arkadaşlarımı aramak için dışarıya doğru çıktım, konser alanına gelmemelerini söyledim. Diğer arkadaşlar da şehirde yağmurun biraz dinmesini bekliyorlarmış.
Ben öyle yaklaşık bir saat bekledikten sonra hafiften kendimi kötü hissetmeye başlayıp yere oturdum (hamile misin derdin var
). Bu sırada tornado uyarısı geldi. Herkesin yere oturması gerektiğini, bir tornado beklendiğini söylediler. “Aha şimdi aldık başımıza belayı” diye düşünürken önce Salih, ardından da diğer arkadaşlar geldi. O sırada tornado tehlikesinin geçtiğini söylediler, biz de yavaştan dışarı doğru çıktık.
Ancak konsere başlayıp başlamamakta hala kararsızlardı. O yüzden yaklaşık bir yirmi dakika daha bekletip karar vermeye çalıştılar, sonra bir onbeş dakika daha ve sonunda konseri yapmaya karar verdiler!
En önden yer kapmayı becerdik ve konseri ikinci sıradan izledik. Öyle ki Salih bir ara “Kadın bütün şarkılarını bana söylüyor!” diyebildi
. Konser boyunca bir sürü fotoğraf çektim (yaklaşık iki makara film bitirdim), börek yedik
, Pink Martini’yi burnumuzun dibinde dinledik
. Konser sırasında gök garip bir haller aldı, bazen sarı oldu, bazen beyazlı grili bulutlarla kaplandi.
China Forbes
China Forbes ablamız zaman zaman çakan şimşekten korksa da (biz seyirciler o kadar tornado alarmı atlattıktan sonra artık gökgürültüsü duyduğumuz zaman sadece gülüp geçiyorduk
) şarkılarını o alımlı haliyle söylemeyi bildi. Hatta konserin sonuna doğru çıkan gökkuşağını görünce Over the Valley şarkısını şu şekilde değiştirdi bizler için:
Over the valley
Just above the rainbow (orjinalinde: fray)
The sun is setting
And when we’re old and grey
I’ll still be betting
You are my one and only love
And we’ll live over the valley
You’ll always be with me
As the moon shines above
Brian Lavern Davis
Robert Taylor
Derek Rieth
Gavin Bondy
Gerek biz seyircileri kırmayıp sahne almaya karar veren Pink Martini’ye, gerek bize Pink Martini’yi şu fani dünyada bedava izleme fırsatı veren Şikago şehrine teşekkürlerimizi borç biliriz. Her yönüyle unutulmayacak bir konserdi.
Fotoğrafik not: Fotoğraflar yine push processing yöntemi izlenerek çekildi ve banyo yapıldı. Sonrasında da her zamanki gibi tarayıcıdan geçirildi. Bu yüzden bazı fotoğraflarda ufak tefek tüyler, tozlar görebilirsiniz. Teknik nedenlerden ötürü bir süre daha daha düzgün hallerini koyamayacağım bu fotoğrafların. Ama sözüm söz daha iyilerini göreceksiniz!


















1 comment