Bit Pazarına Fotoğraf Yağdı
Şikago’da kurulan bir Vintage Bazaar (bit pazarı gibi bişiy)’i gezerken Kodak marka metal bir kutunun içinde duran bir makara filme rastladık. Hem film kutusu hoşumuza gittiğinden hem de içinden nasıl fotoğraflar çıkacağını merak ettiğimizden satın aldık bu filmi.
Eski bir film olduğu için tararken daha doğrusu tarayıcıya yerleştirirken bir hayli zorlandım. Zira film esnekliğini baya bir kaybetmişti ve yıllardır bir kutunun içinde durmaktan rulo seklini korumakta ısrar ediyordu. Neyse ki biraz sabır gösterince becerebildim filmi taramayı. Elde ettigim sonuçlar ’40lı yılların ruhunu biraz olsun yansıtması açısından başarılı bence. Umarım siz de beğenirsiniz.
This slideshow requires JavaScript.
Museum of Contemporary Photography
Museum of Contemporary Photography’i (MoCP) Coloumbia College 1984 yılında kurmuş. Midwest Photographers Project (MPP) (Ortabatı Amerika Fotoğrafçılari Projesi)’e ev sahipliği yapan bu müze sergi bazında çalışıyor. Yani çağdaş fotoğraf sanatçılarına bellirli aralıklarla eserlerini bu müzede sergileme imkanı sağlıyor.
![]() |
![]() |
Benim gittiğim zaman bir baskı sanatçısının daha doğrusu fotoğrafın basım sonrası haliyle ilgilenen bir sanatçının -John Baldessari- ve bir doğa fotoğrafçısının -Paula McCartney- sergisi vardı.
Baldessari’nin eserlerinde fotoğraf karesinin dışına çıkmanın, fotoğrafa başka bir dil kazandırmanın çabası vardı sanki. Bir fotoğraf karesi yetmemiş de kafasindakileri anlatabilmek için birden fazla kareyi özgür bi şekilde istediği gibi kesip biçip önümüze koymuş gibi.
The Fallen Easel (Düşen Sehpa) – Bu kolajdan bir de ben kolaj yapıp eserin sadece bir kısmını çektim.
Bazı eserlerinde ise fotoğafın anlatım gücünü yetersiz bulup bir de kelimelerle fotoğrafı güçlendirmeye çalışmak ister gibi.
Terkedilmiş
Şüphe
Şikago’da Bresson
Art Institute of Chicago Temmuz sonundan Ekim başına kadar sürecek bir Henri Cartier-Bresson sergisi gerçekleştirdi. Normalde New York’taki Museum of Modern Art (MoMA)’da sergilenen fotoğrafları buraya kadar getirmişler sağolsunlar. 30 yıllık bir döneme ait 300′e yakın eseri görme fırsatı bulduk, Bresson fotoğraflarına doyduk, mutluyuz gururluyuz. Sergide fotoğraf çekmek yasakmış ama ben bunu aşağıdaki fotoğrafı çekerken öğrendim.
Listening to de Gaul (De Gaul’ü dinlerken)
Sergiye girerken bir haritayla sergide bulunan fotoğrafların nerede çekildiğini bir haritada göstermişler. Türkiye yine doğuyla batı arasında kalmış, siyah çizgide kaybolmuş malesef.
Kağıt Gemi
Isla del Sol – Güneş Adası, Bolivya
Güney Bolivya
Cuzco, Peru
Machu Picchu, Peru
Kağıttan Gemi
kağıttan bir gemi yaptım küçücük
ya 5 öpücük sığar içine
ya 10 öpücük
kız kardeşim
10 öpücük batar bu gemi dedi
sen misin
15 öpücük
anam sakın denize atma dedi
doğru havuza
sen misin
doğru denize,
ama ıslanmasıyla batması bir oldu.
bir gemi daha yaparım ne çıkar
hem bu sefer öpücük yerine
sunturlu birkaç küfür
daha birkaç gemi yaparım
çok şükür…
Bedri Rahmi Eyüboglu
Uçurtma Çocukları
1 Mayıs’10 Şikago’da bir uçurtma festivalinde çekilmiş fotoğraflar. Siyah/Beyaz çekilmiş, taranmış, Photoshop’ta keskinleştirilmişlerdir.
Bak sen vizöre!
Bir şeye düşkünlüğün boyutu korkutucu olsa da çoğu zaman da güzel şeylere yol açabiliyor. Son zamanlarda Hasselblad’la çok ilgili olmamın bana sağladığı yararlardan biri de kamera yetersizliğinden dolayi deneyemediğim ve artik neredeyse unuttuğum ‘vizörden bir başka kamera yardımıyla görüntü yakalama işlemini’ yeniden gündeme getirmesiydi.
Daha çok otomatik odak ayarı olan(Argus 75 veya Kodak duaflex) kameralarda tercih edilen ttv fotograflarını Hasselblad’la yapabileceğimi görmüş olmak bu yazıyı yazma sebebim oldu açıkcası.
1.kameranızın (Kodak Duaflex veya Argus 75 gibi) vizöründen, makro merceği olan 2. kamerayla(dijital kamera veya makro özelliği olan herhangi bir kamera)çektiğiniz fotoğraflarla şöyle sonuçlar elde ediyorsunuz.
Vizörün ışık almasını engellemek için merceğin girebileceği uzunlukta siyah bir kutu kullanabilirsiniz.
Fotoğraflar kendileri izlemekten keyif aldığım fotoğrafçılar Alicia Bock and Irene‘ ye aittir.
Şapkalı Kadın
Standında gazete, kitap satan kadın. Fotoğrafının çekilmesinden biraz tedirgindi açıkcası. Kimin için çektiğimi, nereli olduğumu sordu. Fotoğraf banyosu yapıldıktan sonra taranmıştır, başka da bir işlem yapılmamıştır.
1 Mayıs 2010, Şikago
Evde Film Banyosu Yapmak İçin Gerekli Malzemeler
Evde film banyosu yapmak için gerekli malzemeler şöyle sıralanabilir:
- Karanlık torba
- Film tankı
- Film makarası
- Açacak
- Makas
- Mandal
Evde fılm banyosu yapmak için aslında illaki karanlık odaya ihtiyacınız yok. Filminizi tanka koyasıya kadar olan süre için tamamen karanlık bir ortama ihtiyacınız var, bu doğru; ama bu ortamı bir torbayla sağlamanız mümkün. “Changing bag” adı altında satılan bu torbalar siyah bir kumaştan oluşur ve kollarınızı içine sokabileceğiniz iki tane delikleri vardır. Torbanın içine soktuğunuz filminizi, açacağınızı yardımıyla açıp, spirale sarıp, tankınıza koyabilirsiniz. Zaten filmi tanka koyduktan ve ağzını iyice kapattıktan sonra bir sorun kalmıyor.
http://www.bhphotovideo.com/c/product/552294-REG/Bower_DB301_Changing_Bag_16.html
http://www.adorama.com/searchsite/default.aspx?searchinfo=changing%20bag
Film tankı ve makarası şunlara benzer şeyler:
http://www.adorama.com/PAT135.html
http://www.adorama.com/DKTPU.html
Açacak ise şöyle bişiy olabilir:
http://i.ehow.com/images/ehows/steps/devfilm4_L.jpg
ama olmayabilir de, kimilerinin bir çakmak yardımıyla ya da bildiğiniz gazoz kapağı açacağıyla filmi kartuşundan çıkartabildiğini duymuştum. Siz de pek tabi bu aletleri deneyebilirsiniz.
Film banyosundan sonra filmleri kurutmak için asmak, asmak için de mandal gerekebilir. Bunun için özel mandallar olmasına karşın siz sıradan bir çamaşır mandalını kullanabilirsiniz.
Vivian Maier
Uzun süredir ilgi alanımda olan sokak fotoğrafçılığı ve Hasselblad 500C/M hakkında okurken tanıştığım Vivian Maier’i ulaşabildiğim herkesle paylaşmak istedim. Fotoğrafçımız öldükten sonra değeri anlaşılan! biri.
Müzayedelerin belki de en güzellerinden birisi. 2008 yılında Şikago’daki bir müzayede salonu koleksiyonuna 1930 ve 1990 arasında 1000’in üzerinde siyah beyaz negatif filmin (Kodak tri x120) olduğu bir kutuyu da ekler. Fotoğrafçılar ve fotoğrafı seven kişiler dışında kimsenin ilgisini çekmeyecek bir bölüm. O zamanlar fotoğrafa ilgisi yeni başlamış John Maloof katıldığı bu müzayedede içinde basılmamış siyah beyaz 120 film bulunan bu kutuya sahıp olduktan sonra filmleri işleme aldığında çıkan ürünlerin çok özel olduğunu farkeder. Bir kaç ay sonra yine filmlerle uğraşırken çıkan filmlerin arasında fotoğrafçının adının yazılı olduğu zarfı bulur. Müzayede salonuyla irtibata geçtiğinde fotoğrafçı hakkında hasta olduğu ve filmlerin basılmasının onu rahatsız edebileceği bilgisi dışında hiçbirşey elde edemez. Zarfın verildiği -19. yy sonlarında kurulmuş olan- Şikago’daki ‘Central Camera Company‘ adlı fotoğrafçı dükkanına gider. Mağazada çalışanlar zarfın üzerinde adı yazılı fotoğrafçıyı , Vivian’ı hemen hatırlarlar. Rolleiflex ve 35mm makineler kullandığını kendinden emin, ağzı sıkı, gerekli olmadıkça konuşmayan, ne istediğini bilen bir kadın olduğunu da eklerler.
Çıkan fotoğraflarla birlikte fotoğrafçıya duyduğu hayranlık Vivian Maier’i bulmasını daha çok teşvik eder. Vivian Maier ismini Google’da arattığındaysa ‘Chicago Tribune’de ölüm ilanıyla karşılaşır. İnternette araştırmasından sadece 3 gün önce Vivian vefat etmiştir.
Vivian hakkında daha fazla bilgi edinebileceği kişilere ulaşmak için tekrar tekar dener. İlanın yayınlandığı yere defalarca mesaj bırakır. Geri dönen olmaz. Sonunda Vivian’ın bir zamanlar bakıcılık yaptığı çocuklara ulaşır.
Çocukların verdiği bilgilere gore;
Vivian Fransa doğumlu olup çocukken Amerika’ya gelmiş önce bir şeker dükkanında çalıştıktan sonra bakıcılık yapmaya başlar. İngilizceyi çalıştığı işlerden ziyade gittiği tiyatro gösterileriyle ögrenmiş, anti-katolik ve güçlü bir feminist. Kimseye göstermediği fotoğraflar çeker, sürekli fotoğraf makinası boynunda dolaşırmış. Fotoğrafın yanı sıra sinema eleştirisi konusunda da yetenekli olup kendini daha çok bu şekilde tanıtan Vivian’in en tipik özelliği taktığı büyük şapkalar, erkek ceketleri ve erkek ayakkabılarıymış.
Bu işe gönül vermiş Maloof ise Fransız fotoğrafçının çalışmalarını biraraya getirebilmek için bir proje yürütüyor. Maloof Vivian Maier’in fotoğraflarını şurada sergilemektedir;
http://vivianmaier.blogspot.com/
Bu proje yaşamının neredeyse hepsini (60 yıl) Şikago sokaklarını ve insanlarını fotoğraf makinesiyle betimlemeye çalışmış birisi hakkında olduğu için çok anlamlı ve bundan dolayı sanata, kültüre ve fotoğrafa büyük sabır ve sevgi göstermiş bir kadına armağan olacak.
Ve sizin de kolaylıkla internette bulabileceğiniz Vivian ın binlerce fotoğrafına bakarken aklımdan hep aynı düşünce geçecek: Aramızda kaç Vivian var?
Blues Bus
Uzun süreden sonra photoshop’u açtım ve aşağıdaki fotoğrafı photoshop action’ları kullanarak değiştirdim. İşte ortaya çıkan yeni fotoğraf:
Maxvell Street Market bir zamanlar Şikago’nun hatta belki Amerika’nin en büyük açık hava pazarıymıs. Satıcıların ürünlerini güzel fiyatlara satabilmek, alıcıların ise makul fiyata ihtiyaçlarını karşılamak için geldikleri bu pazarın müdavimleri coğunlukla göçmenler olmuş: Doğu Avrupa’dan gelen Yahudiler, Afrika’dan gelen zenciler ve Meksikalılar.
Blues Bus 1982 – 1994 arası Maxvell Street’te özellikle blues albümlerinin satıldığı; camlarında, kaportasında şarkıcıların resimlerinin bulunduğu bir nevi açık hava müzik dükkanı olarak hareket edermiş.
Şikago Blues Festivali kapsamında Maxvell Street fotoğraflarıyla bu otobüsü de sergilemisler, iyi de etmişlerdi.




























2 yorum